
Liderin Aynası
'Sonuçları Değil, Sebepleri Yönetmek'
Bir organizasyonda işler ters gittiğinde verilen ilk tepki, o yapının gerçekte nasıl yönetildiğini ele verir. Zayıf yönetim refleksi hemen sorumluyu arar; dış şartları, piyasayı ya da çalışanların yetersizliğini işaret eder. Oysa yaşamda ve yönetimde olan biten hiçbir şey sebepsiz değildir. Ortaya çıkan her kriz, her aksaklık ya da her başarı; daha önce atılmış veya ihmal edilmiş adımların kaçınılmaz birer neticesidir.
Gerçek liderlik, sonuçlarla boğuşup şikâyet etmek değildir. O sonuçları ortaya çıkaran sebepleri inşa etmektir ve bu ustalık ister.
Beklenti Nerede Başlar?
İnsanların çoğu beklentisini dış dünyaya bağlar. Şartların kendiliğinden düzelmesini, ekibin sürekli yüksek motivasyonla çalışmasını, işlerin kendiliğinden yoluna girmesini bekler. Beklentisini insanlara ya da şartlara bağlayan yönetici, kaçınılmaz olarak hayal kırıklığı ve öfke üretir.
Oysa kaliteli bir yönetim sürecinde beklenti dış unsurlara bağlanmaz. Gerçek lider; beklentisini gereğinden fazla insanlara yükleyip onları tüketmez. Sebepleri hakkıyla inşa etmeye odaklanır ve kendi üzerine düşen sorumluluğu eksiksiz yerine getirmeye çalışır.
"Neden bu iş olmadı?" diye sızlanmak yerine, "Bu neticenin arkasında hangi eksik sebep var?" sorusunu sorar.
Ekibine parmak sallamak yerine, önce kurduğu sistemin ve sergilediği tutumun sebep-sonuç dengesine bakar.
Lider bilir ki; aynaya baktığında gördüğü lekeyi silmek yerine aynayı silmeye çalışmak boş bir gayrettir. Ekip ve süreçler, liderin ektiği tohumların ve kurduğu sistemin birer yansımasıdır.
Doğru İnsana Yanlış Rol Vermek
Sebep oluşturmanın en hayati adımı insanı tanımaktır. Bir bahçıvan, kaktüsten her gün sulanıp nilüfer gibi açmasını beklemez; nilüferi de kurak toprağa dikip yeşermesini ummaz.
Yönetimde de her insanın mizacı, zihinsel tarzı ve potansiyeli farklıdır.
Kimi risk almayı ve atağı sever, kimi emniyeti ve savunmayı ön planda tutar.
Kimi yeni fikirler ve vizyon üretirken parlar, kimi var olan bir fikri sahadaki eyleme dökerken devleşir.
Liyakat sadece unvan ya da bilgi birikimi değildir; insanın fıtratına uygun sorumluluğu alabilmesidir. Fikir insanını operasyonun ayrıntılarında boğan, savunma insanını ise plansızca sahaya süren bir yönetici; ortaya çıkan aksaklığın sebebini bizzat kendi elleriyle hazırlamıştır. Gerçek lider insanları değiştirmeye uğraşmaz; onları doğru okur, potansiyellerine hürmet eder ve kendi kabiliyetleriyle katkı verebilecekleri zeminleri tasarlar.
Ne Yapmadığın Ne Yaptığından Önemlidir
Çoğu zaman liderlik sürekli müdahale etmek, çok konuşmak ve her kararın merkezinde olmak sanılır. Oysa gerçek güç, gereksiz eylemlerden ve anlık dürtülerden uzak durabilmektedir.
Bir hata yapıldığında ilk akla gelen öfke ve tepkisellikten kaçınmak,
Haklı çıkma egosunu bastırıp gerçeğe odaklanabilmek,
Ekibin sorumluluk alarak öğrenmesine alan tanımak için aşırı kontrolden sakınmak...
Bunlar "yapmak" değil, "yapmaktan sakınmak" ile ilgilidir. Anlık tepkilerle hareket eden bir zihin kriz anında ne yapacağını bilemez. Dingin ve ölçülü bir duruş ise en zorlu fırtınada dahi yönün kaybolmasını engeller.
Liderlik bir unvanın getirdiği tahakküm değil, sebep-sonuç yasalarına gösterilen derin bir saygıdır. Lider şikâyet etmeyi bırakan ve mazeretlere sığınmayan kişidir. Her sonucun sebebini kendi duruşunda ve eylemlerinde arayan insan; yalnızca bir ekibi değil, geleceği de inşa etmeye başlar.
Şartlar ne kadar çetin görünürse görünsün; doğru sebepleri sabırla, bilgiyle ve gayretle inşa eden bir iradenin karşısında, hayatın değişmez sebep-sonuç yasaları asla şaşmaz.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 3 tepki
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
