
Sözün Güzeli, Dilin Tatlısı
Yoğun iş temposundan sıkıldığımız zaman tatil yapmak isteriz. Şöyle birkaç günlük şehir dışı ya da yurt dışı tatili hiç de fena olmaz.
Ahmet ve arkadaşları da öyle düşündüler. Hep beraber yurtdışı seyahatine karar verdiler. Vize, konaklama, servis ve uçak bileti işlerini Ahmet halledecekti. Grubun organizasyon süreçlerini kendisi yapacaktı.
Aylardır planladıkları gün sonunda geldi. Ahmet ve arkadaşları, istedikleri ülkeye gitmek için uçağa bindiler. Yolculuk sırasında Ahmet, gittikleri ülkedeki kuralları tek tek sıraladı.
— Şu mekânlarda telefon kullanmak hoş görülmüyor.
— Şurada sigara içilmemeli!
— Burada yemek yemeliyiz!
— Bu saatte şurada olmalıyız!
Hepsine, gittikleri ülkenin kurallarını tek tek anlattı. Bu kuralların sebeplerini de açıkladı. Yolculuğun başında, "Evet, biz kurallara uyacağız." dediler.
Gerginlik
İlk ziyaret edilecek mekâna gelindi. Her şey rüyadaki gibiydi. Yıllardır bekledikleri ülkeye gelmişlerdi. Otellerinden de memnunlardı.
İkinci gün yapılan ziyaretlerde kurallara uymayanları sert bir dille azarladı Ahmet:
— Ben size bunlar yasak demedim mi? Burada yanlış anlaşılıyoruz. Bunu yapmamalıyız.
Arkadaşları ise bu kadar sert bir dille uyarılmaktan hoşnut değillerdi fakat bunu belli etmediler.
İkinci günün ziyaret programında da aynı şekilde kurallara uyulmadığını görünce Ahmet:
— Ben daha önce de sizi uyardım. Lütfen bu kurallara uyalım. Çok ayıp ediyoruz. Kocaman adamlarsınız.
diyerek sitemini tekrarladı.
Grubun morali gittikçe bu uyarılar karşısında bozulmaktaydı. Fakat yine de uzun süredir bekledikleri seyahatten dolayı kimse tepki vermiyordu.
Üçüncü gün ise mekân olarak biraz daha uzak bir yere gidilecekti ve taksi ayarlanması gerekiyordu. Bütün sorumluluğu Ahmet üstlendiği için bu işle de ilgilenecekti. Taksiyi çağırıp nihayet belirtilen yere vardılar. Burada kalacakları zaman kısıtlıydı. Bu zamanı çok iyi değerlendirmeleri gerekiyordu. Bu yüzden dönüşte problem olmamalıydı.
Arkadaşları taksiden indiği sırada Ahmet, taksici ile konuşuyordu. Arkadaşlarının her biri farklı yerlere dağılmıştı. Ahmet ise taksiciye beklemesini, ziyaret sonrası tekrar otele döneceklerini belirtti. Yabancı dili bilen kimse olmadığı için Ahmet, yarım yamalak yabancı dilini kullanıyordu. Bu durumda da işler uzun sürdü.
Taksiden inince Ahmet etrafına baktı. Arkadaşlarını göremedi. Biraz daha ilerledi. Belki ileride beklemekte olduklarını düşündü. Hayır, kimse onu beklememişti. Bu mekân için de vakit sıkıntısı vardı. Hemen otele dönmeleri gerekiyordu.
Hemen telefonla arkadaşlarını aradı.
— Neredesiniz? Dedi, ciddi bir ses tonuyla.
Arkadaşları ise gülerek:
— Buralar çok güzel, iyi ki gelmişiz. Biz taksiden inince hemen karşıdaki tepenin yukarısına çıktık.
Ahmet ise:
— Hemen aşağıya gelin. Gitme vaktimiz geldi.
On dakika sonra herkes buluşma noktasında bir araya gelmişti. Ahmet'in morali bozuk, üzgün ve bir o kadar da kızgındı. Kendisini geride bırakıp gezmeye giden arkadaşlarına bakarak:
— Beni neden beklemediniz? Ben sizin için bütün zorluklara katlanırken siz beş dakika bekleyemediniz mi?
Arkadaşları:
— Bekleyecektik ama sen peşimizden gelirsin diye düşündük. Dediler.
Ahmet, daha da sinirlenerek:
— Ben arkamı döndüğümde yanımda olmayacak mısınız? Arkamı dönünce hemen bırakıp gidecek misiniz? Ben size nasıl güveneceğim? Siz beni burada bırakıp gidiyorsanız artık size güvenemem.
Arkadaşları ise:
— Konuyu çok fazla abarttığını, gereksiz yere sinirlendiğini, söylediler.
Ahmet'in siniri geçmiyordu ve bu durum gruba da yansıdı. Gruptaki arkadaşları da yeterince gerilmişlerdi. Fakat hiçbirinde pişmanlık belirtisinin olmayışı Ahmet'i daha çok üzmekteydi. Sinir, üzüntü ve hayal kırıklığı; hepsi bir aradaydı.
Nihayet taksiye binmişlerdi. Herkes gergindi. Ahmet, üzerindeki bu duygu yoğunluğunun azalması için yolda indi. Yürüyerek otele varmak istediğini arkadaşlarına belirtti. Arkadaşları otele doğru yola koyulurken Ahmet yolda yürüyordu.
Dinginlik
Yürürken nerede hata yaptığını düşünüyordu. "Doğruları söylüyorum fakat neden onlar bu durumdan rahatsız oldular?" Oysaki doğruları duymak insanın en doğal hakkıydı. Her zaman doğru olan söylenmeliydi diye düşünüyordu.
Evet, doğru söylenmeliydi ama bu hayatta doğruları söylediğinde aldığı tepkileri düşündü. Doğruyu söylediği zaman insanlar bunu hoş karşılamayabiliyorlardı. Ama bazı insanlar doğruları söylerken tatlı dil kullanıyordu. Tatlı dille konuşanlar sert tepkilerle karşılaşmıyordu.
Yolda yürümek ona iyi gelmişti. Yaptığı yanlışın farkına vardı. Doğruları söylüyordu ama onları tatlı dille söylemek gerekiyordu.
İnsanlar tatlı dilli olmalıydı. Doğruların söylenmesi değil, doğruların güzel söylenmesi gerekiyordu.
Liderlerin doğruları söylemesi tartışmalara, hatta kavgalara yol açabilir. Liderin doğruları tatlı dille söylemesi, sözlerinin daha iyi anlaşılmasına sebep olur.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (1)
İbrahim dedi ki
1 Ekim 2026Ahmet, üzülme kardeş...
Öğrenmenin acı yollarından biri ile öğrenmiş oldun. 🤩
